Bu yazım 2016 senesinin son yazısı oluyor…
Yine geldik bir senenin sonuna…
Bazen ne kadar zaman geçse bile, bazı şeyler değişmiyor…
Aynı da kalmıyor, tuhaf bir şekilde öylece beklemede oluyor.
Yine bu sene hayatımda ilk ve son diyebileceğim önemli gelişmeler olmadı.
Hala Avrupa’ya gitmek gibi bir isteğim yok…Sadece bazen New York’u özlerim, içimde gitme isteği uyanır ama bunu pratiğe geçirmem çünkü biliyorum ki oraları bana eskisi gibi enteresan gelmeyecektir…
Bir zaman önce gezdiğim, yaşadığım tüm ülkeleri sadece uzaktan seyretmek ve düşünmek yeterli geliyor.
Değişmeyen bazı şeyler de var mesela, hayatımdan hiç çıkmayan…
Kitaplarım…Kedilerim…Tutku ile yaptığım resimler…Kahve…Saçlarımın rengi…
Bunca senede değişmeyen demek ki varmış birşeyler…
Aslında değişmeyen sadece bunlar değil…Sevgim değişmez, tutkum değişmez…
Değişen birşeyler de var mesela kendimi, bana üzüntü yaşatan insanların bir kısmını affettim…Kendimi özellikle affetmeliydim…Yaşattığım her ne olduysa…Bana kızgınlık duyan insanları da affettim…
2017 senesine sadece bir gün kala bu duygularımı da böylece paylaştım.
Meğer ben ne kadar sadık bir insanmışım…Kıbrıs’a döndüğümden beridir aynı kuaföre gidiyorum…
Saçım benim çok cefamı çekti…Yıllardır uzattığım saçlarımı babamı kaybedince bir dakikada erkek saçı gibi kısacık kestirmiştim…O güne ait fotoğraflara baktığım zaman gözlerimdeki keder çok bariz bir şekilde görülüyor…
Bugün düşünüyorum da babamı kaybedeli iki seneyi geçti…
Bugün yine düşündüm, en sevdiklerimden ayrılalı ise tam tamına on üç buçuk sene geçmiş…
Ben bu yüzden korkuyorum bazen, niye diye sorarsanız bilmiyorum…
Ülke değiştirdiğim için canlarımdan ayrıldım, sevdiğim arkadaşlarımdan ayrıldım, sevdiğim semtlerden ayrıldım, yürümekten ve kahve içmekten keyif aldığım yollardan, kafelerden ayrıldım…Onları da bu arada özlediğimi farkettim…
Ondan sonra bir zamanlar yaşadığım coğrafyada kötü şeyler oldu.
Nice çocuklar öldü, insanların evlatları öldü, haberleri her izlediğimde kalbim yerinden oynadı.
Çok duygularımı yansıtmadım aslında yansıtamadım kimseye…Heykel gibi, buzdağı gibi yaşadım yine kötü olaylar olurken…
Bilemedim ne diyeceğimi…Belki de biliyordum ne diyeceğimi…
Yine beni de korkutan kendimle ilgili acaip bir soğukkanlılığım var…
Bu sene farkettim ki sevdiklerimi daha çok özlemeye başladım…
Burada yaşamanın en güzel tarafı ise fazla bir hatıramın ve anımın olmayışı…
Sadece çocukluğumla alakalı var ama onlar da o kadar silik ki…Bugün şu anda bu yazıyı yazmasam hatırlamam bile…
Ne kadar terk etmeye çalışsam bile terkedemem,
Ne kadar unutmaya çalışsam bile unutamam…
Ne kadar kaçsam bile kaçamam…
Çünkü nereye gidersem gideyim,
Ne yaparsam yapayım,
Benden gitmez sevdiklerim…