2017 yılına başladık…Geriye baktığımda ( arasıra da olsa yapıyorum) bu zaman dilimlerinin bazen bir çırpıda geçtiğini, bazen ise her bir senenin sanki yüzyıl gibi geçtiğini hissediyorum.
Bu aralar önceden okuduğum ve inandığim bilgilerin bir çoğunu çöpe attım. Sıkıcı ve emir verir gibi, insanın bireysel olarak deneyimlediği düşünce ve tecrübelerini çürütmek gibi bir derdi olan yeni çağ filozoflarının bence bütün derdi bu çağa damga vurmak.
Etrafta yığınlarca bilgi çöplüğü var. Her bilgi veya kitap veya okuduğumuz her ne varsa, doğru olacak diye bir kural da yok…
Doğru ve yanlışın artık herkese göre farklılık göstermesi bence farkında olunuz veya olmayınız, size kazandırılmış en güzel özgürlük olmuştur.
Madde madde yazılan ve sanki o yazılan bilgilerin dışında başka bir dünya yokmuşcasına bizlere algılatmak istenilen her ne varsa, ilk önce sorgulayıp daha sonra kabullenseniz…
Beynimiz de gereksiz bilgileri depolama merkezi olmaz böylelikle…
Tıpkı onlarca gereksiz şeyler gibi…
Mesela aşk…Kimine göre tutku, kimine göre kavuşma olmadığından ötürü hissedilen duygu, kimine göre sevgi, kimine göre de hayatına almaktan ziyade hayatının küçük te olsa bir bölümüne aldığı insana karşı duyulan hisler yoğunluğu diye belki de yüzlerce cümle okuduk…
Bugün bu yazıyı yazarken aşk kelimesinin aslında tüm duyguları içinde barındıran öte yandan da, hiç bir duyguyu dikkate almayan bir şey olduğunu düşünüyorum…
Tamamen içinde bulunduğumuz o an ile ilgili hissedilen her ne varsa aşktır bence…
Bazen nefret, bazen özlem, bazen hüzün, bazen terkediş…
Evet, bazen sevdiğimiz insanı terkederiz…O an bunun en iyi karar olduğunu düşünüp öyle hareket ederiz.
Ve işin ilginç yanı o çok bilmiş aşk kitaplarını yazanların söyledikleri gibi de insan bundan pişman olmaz.
Aşıksanız aşık olduğunuz insanı terkedebilirsiniz…Sizin hayatınız…
Aşıksanız aşık olduğunuz insan ile evlenebilirsiniz…Sizin hayatınız…
Aşıksanız aşık olduğunuz insandan boşanabilirsiniz de…Sizin hayatınız…
Aşıksanız aşık olduğunuz insan ile ilgili duygu ve düşünceleriniz size özeldir. Ve böylesine özel olan, kıymetli olan zamanlar diliminde yaşadığınız, hissettiğiniz herşey sadece ve sadece mühürlenmiş aşk ezgilerinden oluşan şahsınıza ait bir damgadır.
Hayatınızı değil her gününüzü, son gününüz gibi yaşayınız ama hissederek dibine kadar tutku ile, acı ile nefret ile nasıl isterseniz yaşayınız, bir gün geriye dönmek için fırsatınız olmayacak…