İçimde mevsimler var çoktan alıştığım…

İçimde uzun zamandır alıştığım ve sevdiğim kış mevsimine ait zamanları yaşıyorum…

Soğuk, sessiz ve ürkütücü, bunun yanında sabretmeyi, beklemeyi ve tahammüllü olmayı öğreten…

Birbirine benzeyen günlerde, birbirinin ardından gelen soğuk zamanlarda beklemeye mecburen alışırsınız…

Ateş böceği olmanın yüzde yüz ölüm ile sonlanacağı böyle zamanlarda, hayatta kalmak için mecburen ürkütücü gibi görünse de insan soğuk ve sisli havayı seven bir kurt şekline bürünür…

Ve böyle zamanlarda başlarsın seyretmeye…Özdemir Asaf’ın dediği gibi;

“Sonra çekildim bir kenara seyrettim bütün olup biteni…

Baktım kimde ben ne kadarım, kim bende ne kadar kalmış diye”…

Kim sende en fazla kalmış, 

Kim senden en fazla gitmiş..

En fazla kimde olduğumu,

En az kimde olduğumu…

Ve birgün içimizdeki kış mevsimi son bulur…

Nasıl mı?

Ruhların çarpışmasıyle… 

Biliyor musunuz? Evrende sadece birbirine benzeyen asi ruhlar çarpışırmış…

İçimde mevsimler var çoktan alıştığım…

Yüreğimde en çok kış mevsimini sevdiğim gerçeği de var.

Soğuk, sessiz ve ürkütücü, bunun yanında sabretmeyi, beklemeyi ve tahammüllü olmayı öğrendiğimdendir sanırım bu sevgim…

Birbirine benzeyen günlerde, birbirinin ardından gelen soğuk zamanlarda, en çok beklemeyi sevdim…En çok hayal kurmayı sevdim…

Ve sonra senin uzun zaman önce geldiğini farkettim…İşin ilginç yanı ise ikimizde kış mevsimini seviyorduk, çünkü bekliyorduk…

Özdemir Asaf ne güzel ifade etmiş; “Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir. Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. Ve sevecekse sevilen; o hayat her şeye bedeldir”…

Yorum yapın