Oturmuş; balkondan bakıldığında sanki uzansam dokunacakmışım gibi duran bahçedeki hurma ağacına ve yapraklarına bakıyorum…

Sonbahar güneşinin hurmanın her yaprağına farklı bir şekilde yansımasını izlemek; insana doğanın gücünü ve eşsiz güzeliğine gösteriyor.

Ne vakit hayatın içinde bir sürat arabası veya yarış atı gibi koştuğumu  hissetsem kendimi bir vesile ile durdurur, doğayı seyretmeye odaklarım…

O zaman yaşamın her an yitirilebilir bir su zerresi gibi narin ve kaygan olduğunu hatırlarım…

Ve ömrümüzün içindeki çoğu şeyin de bize gerçekten neler ifade ettiğini, samimi bir şekilde onların varlığı ve yokluğu ile ilgili düşüncelere girerim…

Ve tıpkı şu an olduğu gibi balkondan baktığımda sanki uzansam dokunacakmışım gibi duran hurma ağacına tekrar tekrar bakar ve gülümserim.

Akşam güneşinin o eşsiz renklerini izlerim…

Ne kadar sakin ve sessiz bir şekilde bu döngünün her gün gerçekleştiğini düşünür ve tekrar gülümserim…

Gülmeyi ve gülümsemeyi daha sık yapmalıyız…Çevremizde asık surat ile dolaşan insanlar bize hüzün verir. Bazen ben de elimde olmadan hüzün içerisinde olurum ve öylece bakınırım. Sanki dünyada sadece benim sorunlarım varmış gibi, sanki dünyada bir tek benim üzüntülerim varmış gibi gelir bana..

Ne zaman böyle bir ruh haline girsem, geçmişte gördüğüm ve yaşadığım olayları düşünerek atlatmaya çalışır,  bunu da İstanbul’da yaşarken Umut Çocukları Derneğinde, sokakta çocuklar kalmasın diye gönüllü olarak haftanın bir günü; o da genelde çalıştığım işyerinden izin alarak, sokakta yaşayan çocuklarla birebir görüşerek, onların ortamlarında bulunarak, yaşadıkları sorunlarına nokta kadar da olsa bir katkı koyarak yapmaya çalıştığımı kendime hatırlatır, gözümün önüne getiririm… Sorun ettiğim ve büyüttüğüm problemleri utanarak düşünmemeye çalışırım..

Onlarla ilk kez karşılaştığımda sadece içten bir şekilde gülümsemiş, ne durumda olduklarını umursamadan ve çekinmeden elimi uzatmıştım…

Anlıyorum…

Anladığım bir çok şey gibi…

Her insan kendi yaşadıklarını çok önemli görür, sorunlarının büyüklüğü altında ezildiğini düşünür…

Ama size diyorum ki ben sizi anlıyorum… Ben sizi çok iyi anlıyorum çünkü çoğumuz yaşadığımız hayatımızda aslında gerçek anlamda ne bir sorunla karşılaştı ne de büyük kayıplarla…

Her insan annesini ve babasını kaybedebilir ama evlat kaybı bunlarla kıyaslanamaz…

Her insan maddi zorluklar yaşayabilir ama bunların çoğu ayağın yorgana göre uzatılmadığındandır… 

Ben o masum çocukların gözlerindeki hırçın, korkmuş ve hırpalanmış ifadeyi gördüğüm andan sonra gerek kendi yaşantımda, gerekse etrafımda olan hiç birşeye inanır mısınız şaşırmadım…

Belki de bu yüzdendir umursuzluğum, belki de bu yüzdendir mesefali oluşum… 

Biliyorum…

Bildiğim çok az şey gibi…Gülümsemek ilk adımdır…

Lütfen bana gülümser misiniz? Üstü size kalsın 

Yorum yapın