Doğru ve yanlış,
İyi ve kötü,
Güzel ve çirkin…
Benim bazen bu kavramlarla ilgili sıkıntılarım olur. Sizin de oluyor mu bilmem…
Birinin doğrusu benim yanlışım olabiliyor, aynı şekilde benim doğrum da başkasının yanlışı olabiliyor..
İnsanlara ön yargılı yaklaşmak ve onları belirli kalıpların içerisine sokmaya çalışmak can sıkıcı ve bunaltıcı bir durumdur.
İnsanlar birbirini tanımadan sadece suyun yüzünde görünenler ile ahkam kesmeleri yani gıybet yapmaları günün sonunda onlara ne kazandırır diye de bazen aklıma gelir, merak ederim…
Size birşey itiraf edeceğim, evvelsi gün bir toplantıda aniden birisi hiç konu ile ilgili olmayan, yanımızda olmayan birinin özel hayatını sordu. Ben sesimi çıkarmadım, konuya müdahil olmak istemedim. Daha sonra söze girmek farz oldu…
“İnsanlar evlenip boşanabilir” dedim, “bu o kişilerin özelidir. Onların ağzından çıkmayan, duyulmayan boşanma nedeni veya nedenleri kimseyi ilgilendirmemeli”…
Ben gülümseyerek söze devam ettim, “mesela ben de boşandığımda bir sürü dedikodu duymuştum hakkımda söylenilen…Tabii ki o zamanlar çok üzülmüştüm…Daha sonra geçen zamanlarda sabır ve tevekkül ile insanların günahıma girmesi size çok saçma ve absürd gelecek ama bana zevk vermeye başladı…Onların bu basit ve sığ halleri bana eğlenceli geliyordu, hala daha öyle geliyor…Çünkü ben kimsenin söylediği ile öyle bir insan olmuyordum…Ve bunu anladığım gün hayatımda milat olmuştu…Yaşamımda tanık olduğum mihenk taşlarından bir zaman dilimi olarak daha önceki öğretilerimin üstüne koca ve kalın bir çizik atmıştım bu sayede…
Bu tavrım o gün nasılsa bugün de öyledir…Dikkat ediniz, hakkınızda yerli yersiz dedikodu yapanlar bir süre sonra size yaşattıklarını yaşıyorlar…Sizi eleştirenler sizi eleştirdikleri konulardan imtihan oluyorlar…Biliyorum…
Az bildiğim çok şey gibi…Herşeyin terazisi şaşabilir, bir tek Yaradan’ın terazisi, adaleti şaşmaz…Kimse yaşattıklarını yaşamadan da ölmez…
Ve o yüzdendir bu tür göreceli kavramların bende çok uzun zaman önce önemini yitirmesi… Zerre kadar ne umursuyorum ne de ilgileniyorum…Huzur istiyorsanız dürüst olacaksınız, çünkü dedikodu ve bilmeden dahil olduğunuz yalanlar sizi daima diken üstünde yaşamaya mahkum eder…Hayatımızın öncelikleri değiştikçe insan da değişir…Bu da yaşadığımız travmalarla ilgilidir…Yaşadığımız iniş ve çıkışlarla ilgilidir…
Sizinle bugün yine bana çok iyi gelen bir şeyi paylaşacağım…Belki de çoğunuz bunu biliyor. Ne zaman moralim bozuk olsa, hemen içimi kıpır kıpır yapan müziklerimi dinlerim. Telefonumda, bilgisayarımda ve arabamda bu iş için özellikle kaydettiğim böyle bir listem var. Listenin adı “şimdi canlanmak zamanı”…
O an beni dışarıdan gören birisi kafayı yediğimi düşünebilir çünkü kendi kendime ya şarkı söylüyorumdur ya da gülüyorumdur…
Siz onu bunu boşveriniz, geçen bir yerde duyduğum ve o an içimin eridiği bir evlenme teklifini sizlerle paylaşıyorum;
“Önümüzdeki 50 veya 60 yıl içinde önemli bir işin yoksa benimle geçirir misin?”…
Galiba böyle bir teklif karşısında kim olsa bunu düşünebilir…
İçinizden geldiği gibi “sen” için yaşa…