Uzun zamandır kalabalıklar arasında tek başımayım…Ve çok uzun zamandır ağzımdan çıkan kalabalık kelimeler yok. Yitirmiş gibi hissettiğim çoğu şey gibi kelimelerim, duygularım da kış mevsiminde erken bir göç yaşadı…
Bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek, farkında olmadan acaba ben mi sırtımı çevirdim seslere, duygulara?…
Öylesine, sırf bakmış olmak için sanki son kez baktığımı bilmeden belki de sessiz bir veda edişti benimkisi…Nefeslere, seslere, kelimelere, sana…
Ay ve hilalin gökyüzünde olduğu bir akşam…Baykuş sesi…Sanki akılda olmayan bir haber getirecek gibi…
Tıpkı şimdi gibiydi diyecektim ama hiç bir zaman o gecenin, o anın tekrarı olmadı…Ben hiç ağlamam, biliyor musunuz?
İyi halt ettiğimi sanmıyorum…Ağlayabilmeli insan…O zaman da gözyaşlarım akmamıştı. Her şey gitmiş, geriye sadece koca bir hiç kalmıştı.
Hani sonradan aklı başına gelenler var ya, sonradan benim aklım başıma geldi mi gelmedi mi bilemem de, insanın sadece tek bir hamleyle her şeyi başlatabileceğini, yine tek bir altın vuruşla her şeyi sonlandırabileceğini de anlamıştım…Düşündüğüm buydu.
Sevgi, aşk, nefret, savaş, yoksulluk, açlık, kazanmak, birleşmek ve kaybetmek…Bilerek ya da bilmeyerek, sonuçlarını hesaplayarak veya hesaplamayarak sadece tek bir hareketle…Sana veda etmeden, sırtımı dönmeden, şöyle bir göz ucuyla baktım yeniden..
Seni bırakabilir miydim? Tüm kavgamı, sevgimi dile getirdiğim sevdamı bir çırpıda bırakıp gidebilecek miydim? Dudaklarım, aklım, yüreğim ve ruhum, sana sırtını dönebilecek miydi?
Acaba gerçekten son kez miydi?
Şimdi düşünüyorum da, son değilmiş…
Fazladan söylenmemiş sözcükler yok, fazladan söylenmiş sözler var, birbirini yaralayan ve acıtan …Kavuşmaları ve uğurlamaları, ayrılmaları ve yasakları içimizden uğurlasak, yol versek sanıyormusunuz herşey tamam olacak?
Duygularımız, gözyaşlarımız, sessizliğimiz, günahlarımız…
Hep giderken bizler bir yerlere, gittiğimizi sanırken aslında, meğer en kıymetliler kalıyormuş, hem de bize şah damarımızdan daha yakın olarak…
Kelimelerim göçüyor bugünlerde, göçmüş olan ruhum gibi…
Çok fazla yalnız mı kaldık nedir, hep bu yüzden oldu erkenden göç mevsimleri…
Güneşin doğuşunu seyrederken, gülümsedim birden…Aklıma insanın istediğinde, bir gülüşe bile bir anlık sevişmenin hazzını sığdırabileceğini hissettim…Tıpkı tek bir dokunuşla başlatılan mutluluklar gibi…