“Bazen sadece yorgun oluyor insan. Ne küs ne yalnız ne de aşık.” Cemal Süreyya…
Bugün sabah gözümü açar açmaz kahvemi yudumlarken, okuduğum bu cümle ile bugünkü yazım şekillendi…
Ne kadar da güzel demiş Cemal Süreyya…Hiç nedensiz bazen sadece yorgun oluyor insan…
Kimseye ne bir dargınlığı olur; ne de birine aşık bir hali…
Hayatımızdaki kısır döngüler ve bu kısır döngülerin sona ermesi için hiç birşey yapmadan günlerin geçmesini izlemek insanı yorar…
Bedeli her ne olursa olsun bazı döngülerin sonlandırılması insanın gönlündeki ve ruhundaki yorgunluğu da alacaktır.
İnsanları hep yarım kalan hikâyeler yoruyor…Tamamlanamayan…
Sanki mevsimsiz bir gün gibi, sanki hiç bir yere ve zamana ait olmayan bir hikaye gibi…
Bu kısır döngüler sizin tarafından bir şekilde sonlandırıldığında nefes alışınız bile değişecek….
Öyle olursun ki, aldırmazsın artık…Ne giden kısır döngüyü ne de yaşadıklarına…
Gömersin tüm yaşananları büyük bir heves ve kararlılıkla,
Eskisi gibi üzülmezsin de…
Yarım kalan her şeye, bitmeyen tüm gidenlere sadece hoşcakal dersin ve gülümsersin.
Yüreğin seninle kalır…
Ruhun seninle kalır…
Ve en önemlisi de kendinle kalırsın…
Gömdüğün ve bitirdiğin her ne varsa, senden alamadığı sevinçlerini tekrar yaşa…
Adını her ne istersen koy, doğan güneşin sıcaklığını, rüzgârın getirdiği okşamayı, doğanın sana seslendiği kelimeleri, canlılığı ve hayatı kaçırmayınız, tılsımlı anları doya doya yaşayınız…
O zaman ne yorgunluk kalır üstünüzde ne de başka birşey…
Hayatınızın üzerine, sevinçlerinizin üzerine hiç birşeyin ipotek koymasına izin vermeyiniz Sevgili Okuyucularım…Size ait olan bir yaşamı kim sizden siz izin vermedikçe alabilir ki?
Keyifli ve tılsım dolu anlar diliyorum…