Bugün Mart ayının ilk Cumartesi…İlkbahara doğru usul usul yol alıyoruz.
Ne güzeldir doğayı izleyip ondan ilham alıp etrafımıza bu ışığımızı yansıtmak…
Ne güzeldir doğaya bakmak ve her bir zerrenin bir neden için yaratıldığını anlayıp bundan huzur ve mutluluk duymak…
Çünkü bizler de doğada yaşayan bir canlıyız, doğayı anlamak demek bir şekilde insanı da anlamak demektir…
Maalesef öyle bir hayat yaşıyoruz ki şu an etrafımıza baktığımızda hırs ve ihtirasın gittikçe kendi içinde çıkmaz bir yol gibi uzadığını ve genişlediğini görüyoruz. İşte tam bu noktada Edwin Austin Abbey’in o güzel sözünü sizlerle paylaşmak istiyorum. “Hırs ve ihtirasın kısır döngüsünde sürekli büyümeye çalışanlar unutmamalı, büyümek için büyümek, bir kanser hücresinin ideolojisidir.”
Her insan kalp taşır fakat önemli olan kalp taşımak değildir ki…
Hoşgörülü müsün?
Merhametli misin?
Ve hepsinden de öte kalbinin içinde sevgi tohumları var mı?
İnsanlara merhamet etmek onların sizi rencide edecek davranışlarına merhamet edeceğiniz anlamına asla gelmez.
İnsanlara hoşgörülü davranmak onların size küstahca davranışlarına hoşgörülü bir şekilde bakacağınız manasına da asla gelmez.
İnsanları sevmeniz, onların her davranışını kayıtsız şartsız kabul edeceğiniz manasına da gelmez.
Sizi ola ki rencide etmek, kendi dedikleri olsun diye size baskı kurup manipüle etmek isteyen insanlar olursa; sizin kalkanınız sarsılmaz duruşunuz olacaktır. Ve bu duruşunuz yüreğinizdeki güçlü sevgi ve merhamet duyguları ile ancak olabilir…
Bu yüzden sevginizi israf etmeden ölçülü kullanınız ki fazlasından zarar doğmasın…
Sevgili okuyucularım, içinde kıskançlık, öfke, kin, fesatlık ve sevgisizlik olan bir kalp sizi nereye kadar götürebilir ki?
Elbette kıskançlık duyabiliriz, öfke duyabiliriz hatta bazen gaflete düşer gibi fesatlık da yapabiliriz.
Eğer kalbinizde az da olsa sevgi tohumları varsa onlar sizi yaptığınız yanlıştan döndürebilir günün sonunda…
Geçenlerde okuduğum ve az önce de sizlerle paylaştığım Edwin Austin Abbey’in o güzel sözü sanırım şu anki dünyanın ve çevremizin geldiği boyutun ve ötesinde nereye doğru gidebileceği ile varılabileceği son noktayı çok güzel ve acımasız bir şekilde bize ifade ediyor.
Bir sevgi tanesiyle büyümek ne güzeldir,
Bir hoşgörü duygusuyla büyümek ne güzeldir…
Biliyor musunuz?
Gecenin sonunda başımızı uyumak için yastığa koyarken, biz o an başımızı yastığa değil, o gün merhamet ve hoşgörü duygularımızın yaşantımızda hangi noktada olduğunu düşünerek yüreğimize sarlıp uyuyoruz…
Güzel bir haftasonu sizlerle olsun…